13 Ekim 2014 Pazartesi

Müstakil'im

Müstakil yaşamlar barınağım
Boş uğraşlarım ya da onlardan kaçamayışlarım
Yıllara sığdırmadığım, gözümü düşlere kapayışlarım
Anlamazsın diye defalarca anlatışlarım
Onlarım bunlarım ya geride kalan yıllarım
Duraksamaz ilerlerken soramadığım için korkmalarım  
Ya da arayıp da mezbelelikte bulamadıklarım
Hatırlar hatırlamaz teşhis koymaların
Bitmez tükenmez geri duruşların
Muhteviyatına inanmayıp sorgulayışların
Gülüşlerin veya en yüksekten düşüşlerin
Bilemeyişlerin, geleceğe el uzatamayışların
Eteğine doldurduğun yasaklardan kaçamayışların
Coşkunluklarımdan duramayışlarım
İster olduğum halde birçok duyguyu yaşamayışlarım
Senlerim benlerim arda kalanlarım
Hesapsız kitapsız çok sorular var halen kafamda. 

12 Ekim 2014 Pazar

Delisin

Yırtılmış avuçlarımda, cenk meydanlarımda
Arayıp ta bulamadığım, Uzakta olup yakınsadıklarım gibisin
Tez elden gelmelerim, en ücralarımda sakladıklarım
Görmeye doyamadıklarım gibisin
Üç çayındaki muhabbetlerim, yek pare umutlarım
Küçükken muştuladığım güzel haberlerim gibisin
Tutsaklığım veya özgürlüğe namertliğim
Dilimde hiç edemediğim güzel dualarım gibisin
Varsaysan ki gurbetliğinim
Yarından umudu olmayan fakirliğim gibisin
Burnunda tüter mi bilmem?
Hiç yazamadığım en güzel şiirlerim gibisin
Kavimlerle göçmüş umutlarım
Varla yok arasındaki sırat’ım gibisin
Gittiğim yollardaki ışıksızlığım, mahcupluğuma inanmamışlığın
Ve şimdi kalırken zaman geriye
İstanbul gibi yaşayıp ta içimde, hiç kavuşamayacağım birisin.


Sözüm ona

Sen ocak soğuğu, ben eylül vedası
Bu duyduğumuz hangi tekerrürün hoş sedası
Evvelce işitilen güzel sözlerinin istenir olsun bekası
Kışlara gebe kalmışsın, sözüm olur mu gayrı?

9 Ekim 2014 Perşembe

Teslim

Düşün, düşün ki kula kul olmuşluğundan utan
Aslına, asıl aşka olan uzaklığından utan
Nedir bu körlük, Gerçeklere kaç kat tepeden baktın ki bir de bunun için utan
Yazık, yazık ki ne yazık kaç güzel zamanlarım heba oldu gitti
Muhabbette afiyette olacakken, inandığın kof fikirlerin güzelliğinden utan
Elemi çağıran bendim, yanmaz mı sanırsın halen yüreğim?
Elbet gerçek olacak bir gün dileğim
Sen uzak ben uzak tek sığındığım yaradanım
Teslimim artık bende ben kalmadı.. 

25 Eylül 2014 Perşembe

Uzak

Sanmayın ki, sandıklarınızdan biriyim
Öğretilerinize sırtımı çevirmedim ki
Uzaksam eğer, yakınsadıklarıma ne demeli
Ya uzak olmanın kavuşmaya gebe olması?
Bu kadar karışıklıkta ne düşünüyorum ki
Fazlaydı bazen tükettiklerimiz,
En çoklarımızı yedi bazen en azlarımız
Kronik monotonluklarımız ve bazı fikriyatsızlıklarımız
Çok sözümüz olur da kelam ettirmez bazen, ihtiyatsızlıklarımız
Bulamamam bir hayli gerçekçi olur ki yok böyle itikatlarımız
Ben uzak o uzak. Yakınsayamadım hiçbir yere.  

22 Eylül 2014 Pazartesi

Öte de

Ellerini kırardı duysa
İnançlarını yitirirdi
Tamda bu günkü gibiydi
Hiç yere coşkunluk içinde
Sağa sola sığamaz taşardı
Sahi o günlerden geriye ne kaldı
Muhabbetvariydi güzel gönlü
Açmıştı sonuna değin
Kaç mabede girilmişti de duyulmamıştı bu huzurun baharı
Gecelere sırt çevirmez, dost bilirdi
Severdi insanları, yok yere dinlerdi onca hayatı
Umutvariydi gelecek güzel günleri
Nevbaharı bekler, dilindeki üç beş heceyi çevirdi durmadan
Yine üç beş tasası vardı, dilindeki şükürden gayrı
İnsan olmaktı tüm çabası
Kapışmadan yaşamaktı tüm fikirleriyle hayatı
Oysa anlamadılar
Dinlemediler önce
Sonra aramadılar
Bir vakit geçti,
Çocukluğu sırt çevirdi en sonunda
Yapayalnızlığı en çok o bildi
Kaç gündür ki ahretlik soluğu da tekler oldu
Boş batıl ne varsa bohçasına doldurur gibi doldurdu hayaline
Temiz gitmeliydi, güzel günlerini katladı önce
Kirlilerini ayırıp attı
Artık anlıyordu, çözmüştü hayatın zikzağını
Üzülmüyordu da, zaman katmerlemişti
Duysa duysa, bilseydi eğer bileklerini keserdi.
Görmedi ki! iyi ki de görmedi
Söylemediler ona, geldikleri de yoktu ya
Ama isterdi inan olsun isterdi.
Bilse de öleceğini isterdi.
Niye bilmezdi ama mutlu görmek isterdi.
Susardı önce görseydi.
Dayanacak birini arardı yıkılmadan.
Arabeskti, pespaye bir arabesk
Öle kapkara anlattığıma bakmayın siz
Öyleydi böyleydi. Dile kolay gelirdi anlatması
Oysa sorsanız öyle böyle değildi
Çok severdi anlatmayı
Dinleseniz içinizden sabahlar ederdi
Ruhunuz yoksa sevmezdi ezilir büzülür kaçardı.
Beklerdi hem de ne çok
Çok da severdi beklemeyi
Kaç kez ki beklemişti dur duraksız
Gelmezdi derdi
Her şey gelir geçerde, bazen istenen gelmez  
Çok ta kaçası gelirmiş, sabahı ettiğimiz bir muhabbette söyledi
İnanmadım önce
Kimden, neyden, hangi memlekete kaçardı ki?
Kaçmak istermiş, istermiş ki öte de rüzgâr vursun yüzüne
Sonunu getirememiş hikayenin.

31 Ağustos 2014 Pazar

Ehli mi Sandın Hayatın? Değilim

Hiç olmadığımız biriydik
Gülüşlerimizdeki sahtelik
İçimdeki kapkara sadelik
Yok, bu biz değildik.
Niçin yalandık?
Hani göster elinde ne var, neyi kazandık?
Gelişi güzel beklerdik ölümü
Geçmezdi günler hep cepten yerdik
Hep bir selam borcumuz kalırdı
Bir türlü olur edemezdik
Yazık ki ne yazık!
Devran döner ben, biz, o, bu şekilde
Hangi safsataya inandık?
Hep bir olmamışlık vardı içimizde
Olmadı hep ham kaldık
Oysa o kadar çok istenirdi ki
Barışmak gelmişiyle geçmişiyle, hiç dönemeyecek gibi bir daha
Sanki hiç korkmamıştık
O öğleden sonra tek bir ağacın melteminde uyuya kalmıştık
Varımız ya da yoğumuz değildi fedaya gebe
Hiçbir şeyden vazgeçebilmiş miydik ki biz?
Gece veya gündüz, haftanın içi veya sonu değildi
Artık bizi ayıran
Başka bir yokluktu bu, hiç nasihati yokmuş dedemin bile
Ah be ah be bu yokluk, cepteki parasızlık değildi bu keder
Dibinde suyu kalmamıştı kuyunun
Ben bu yokluğun feryadını kime anlatayım da anlasın
Emek verip sarıldığım onca şeyde de kalmamış
Neyi neyle karıştırsam da, neyi nasıl etsem de bulsam devasını
Yaşanmışlık, onca enine boyuna
O da deva değil ki, kendin bile bilemedin ki, bilmezler ki
Nerden bilsinler ki, onca ayrın gayrın var onca gönül ehliyle
Bir türlü sığdıramadım kendimi, ehil değilim ehil!
Aldanıp dönerler işte böyle bezgin. 

24 Ağustos 2014 Pazar

Debdebe

Kaç sabrı sınamıştık da adam olamamıştık?
Üç beş yokluk mu elzem etmişti bu kederi?
Ne diye bolca dağıtmıştık sevgimizi de bize kalmamıştık?
Oysa başkalarının sığıntı düşüncelerini dinlemeyeli olmuştu baya
Günlerden sefa, aylardan bolluk
En geniş zamanlarım, sevdiğim eylüllerim geliyor
Ardı karanlık ya neyse
Bu eksik itikatla yarına güvenimin kalmadığı da oluyor
Dışarıdan bakınca bu karışıklık, içimdeki debdebelere gebe
Silkinmek lazım diye onca bağırırken etrafa aynı kalır bulmak kendini, komik
Hep böyle bir savaş ardı korku önü ümit 

Neşriyat

Elbette, maneviyatsızca kudururken geceler
Uslanmayacaksın bilirim, neyin zannı beyaz elbisene vuran gölge?
En doğru muhakemeni en son ne zaman yaptın da
Dosdoğruyum dersin
O ise eğri büğrü, yoktur tövbe tastamamım

Kaç yoksunluk çektim, neyde eksiktim bende bilmem

Böyle

Sığıntı fikirler erbabı
Tükenecek elbet yazın sıcaklığı
Yalnız kalmaların anlamlanacak
Kendine inanmamışlığın safsatası
Seni, bizi, etrafımızı yakan
Yaşanmış onca’ların kokusu etrafta, sıcak yaz gecelerinde
Tütsülenmiş hayaller dimağını yakarken
Unutmamışlık, sırılsıklamlık, delilik belki de
Sıyrılamadığın deliliğin, mükemmeliyetçiliğin belki de
Hangi hadsiz düşe kurban edilmiştik
Farklıydık, sıradanlığı etraflıca düşünürken
Ummazdık, bile bile inanırken onca geleceğe
Bir gün bir gün sığmadığımızda
Oysa eşe dosta da haber etmiştik,

İnanırken buluveriyor insan işte kendini böyle.