Bazı şarkılar ve bazen ruh halim beni hep akşamdan çıkılan
bir yolculuğun sabah saatlerine götürür. Kavuşmanın yaklaştığına dalalet iç
kabarması, azalır aramızdaki mesafeler ve zaman evet. Bu yakınsama duygusu
açarken ruhumdaki düğümleri mutluluğum görülmeye değer. Evet, bu yüzden severim
geceden sabaha emanet yolculukları.
15 Eylül 2015 Salı
Öğütsüzlüğüm, Kendime Yetecek Cevaplarımın Olmayışından
Gelişi güzeldi bazı
Düşüncesizce alelade
Ha bide senin gelişlerinde güzel olur
Gece saate bakmadan girince aklıma
Sabahı etmelik sebepler bol
Kavuşmalar yakın olsa da
Koca koca yıllar birikirken arkada
Seçemezken birde sonları
Yaşamanın güçlüğü, öğlenin sıcağında terletir belki
Ben düz konuşamam ki
Onca kez içinde yaşarken hayatı
Düz olabilmek takdire şayan
Öğütsüzlüğüm, kendime yetecek cevaplarımın olmayışından
Hadi bak yazda biterken, son kez tutalım nefesimizi
Bazen bizi bekleyenlerin umutlarını kırmaktan korkanken tam
6 Ağustos 2015 Perşembe
Günah Keçisi
Şimdi bana sorsalar
Duymak istemezler ki bilirim adım gibi
Bilmek için değil sormak için
Ne çetrefilli yollarımız var Allah’ım
Şimdilerde ben bolca bilinçaltına atıyorum boku
Nede güzel oysa kendimize günah keçileri bulmak
Ahmetler veya Mehmetler ne fark eder
3 Ağustos 2015 Pazartesi
Zaman Mefhumu
Fikirlerimizde olmasa ne kadar çıplağız ya da tutkularımız
olmadan ne kadar yalnız. Hayata bağlandığımız ana fikir akımlarımız
köreldiğinde ne kadar da çaresiz. Kaçmanın vakti gelmişken durmanın anlamı yok.
Saatleri ve zamanı anlamlandırmaya çalışırken beyhude uğraş
içindeyiz. Zaman biz sonlu varlıkların hayatı kolay yaşama ölçütü. Sahi ya
insan kaç yaşında çocuk, kaç yaşında yetişkin ya da kaç yaşında yaşlı olur. Yani
bu keskin çizgileri bir gün mü belirler, bir saat mi yoksa bir yıl mı? Yaşasak ya
tutkularımızı zamanı kendimize uydurup, geçmez ki biz istemezsek en güzel
zamanlar. Barışmaya ne denli uzağız ki içimiz başka der dilimiz başka. Hadi tut
elimden fikirler benden olsun uğraşlar senden.
Söz bak daha çok muhabbet edeceğiz, hem de büyük demlikli
bir çayla. Kendimizi dinlemeye fırsat bulamıyoruz ki çevremizden, tıkayıversek
ya kulaklarımızı etraftaki beklentilere. Biz istedik diye kurulsa sofralar ve
çoğalsa dostlar. En çok istediğin çiçekleri ekebilirsin mesela. Romanları ilk
ben bitirsem de bilmenin verdiği gururla içim kabarsa da anlatamasam sana, oku
desem çok seversin sen. Ya da yine ben dinlesem en güzel şarkıları ilk,
öğütlerime uymaz mısın? Geceler hayali zaruri kılar bilirsin, uzun gecelerimiz
olur bizim bol bolda doldurur boşluğu karanlık. Hadi ama daha kaç vakti
beklentili geçireceğiz ki?
2 Ağustos 2015 Pazar
Ütopyam
Aydın ovasına bakan son yamacın ve yolun sağ tarafına. Süryanilerin
taş evlerine benzeyecek, kendi bölge kültürüme devrim yapmanın ötesinde güzele
olan tutkum bu ütopya. Bol misafirli güzel bir ev evet hayalim bu 10-15 senelik
hayalimi buna göre şekillendireceğim. Kendi kültürümü ve doğduğum bölgeyi seven
biri olarak yemyeşil bir bahçe içinde sonsuzluğun simgesi sağa sola
serpiştirilmiş dekoratif zeytin ağaçları. Evimin ikinci katında aydın ovasına selam
veren genişçe bir balkon balkonun üstünü unutur muyum hiç balkonumun üstünü
yoğun şekilde saran asma ağacım. Detaylarını ayrıntılı şekilde ne kadar beynime
işlemeye devam etsem de her düşüncemi kolayca kelimelere dökemiyorum. Ey blog
sakinlerim inşallah bir gün sizleri de bekleyeceğim.
Son dönemde şehir hayatından kaçan onca insanın belgeselini
izledim. Köy hayatını tatmış biri olarak mantıklı buluyorum. İçinde bulunduğumuz
düzende hayatımızdan çok büyük bir parçayı, emeğimizi, zamanımızı, sağlığımızı
ve daha neler neleri sırf hayatımızı daha güzel yaşamak, daha çok
biriktirebilmek, daha çok şey satın alabilmek adına devlete veya özel sektöre
kiralıyoruz. En özel anlarda özel
bulduğumuz kişilerin yanında olamıyoruz. Her işin zorluğu ve tatmini kişiye
göre değişir ki zaten insanoğlu olarak elimizde olmayana duyduğumuz yakıcı
özlemi ve elde etmenin verdiği tatminin ardından marjinal faydasını giderek
yitiren heveslerimiz. Bunlarda var evet belki hayalimi gerçekleştirsem bende
kazanmanın verdiği buhrana mağlup olacağım. Fakat tutkuları olan tutkularını
daha hayal aşamasında yakıcı bir özlemle hayal edebilen biriyim.
Farklı yaşamak lazım azizim, çok dost bulup bol yaşamak
gerek. Bir şeyler öğrenip bir şeyler öğretmek gerek en başta. Şehirlerde küçük
evlerde özgürlüğü tadamıyorum ben ama özgür olmam gerek yoksa anlamı yok.
Siyaseten
Beceremeyenlerin bu kadar çok olduğu bir coğrafya da
Kaç kutuplu bilemediğim siyasetleriniz
Susmayacaksınız bilirim, anlamak adına gönlünüzü
koyabilseniz
Hızlıca tükettiğiniz gerçekliğiniz
Bize uzak olduğunuzu en iyi siz bilirsiniz
Hadi artık uzak olun bizden diyebilenlerimiz
Ve ellerinizin arasında rahatça oynatabildikleriniz
Tahammüle uzak gerçekliklerinizi alın da bizden uzaklara gidiniz.
Tahammüle uzak gerçekliklerinizi alın da bizden uzaklara gidiniz.
23 Temmuz 2015 Perşembe
Firar
Şimdi gelme vakti, kaçırmazdık ki hiç
Böyle böyle büyüdük biz, İçimiz hep çocuk orası ayrı
Bize yakışır şimdi sevmeler
Ağustosun sıcağı da geri dönüşlere gebeyken
Sizler uzak köşelerinizden izleye durun
Sahneler feveranlara gebe
Umurumda sanın siz, ardıma bakmam
Şimdi düğün mevsimi, yazları severim zati
Hadi kalkın ege sizi bekler
Mabel Matiz - Sarışın
Bir yaz yolculuğu edası uyandırıp insanın yüzüne rüzgarını
bile çarptırmış sadece benim değil bir çok kişiyle paydaş bir duygu yorumlardan
okuduğum kadarıyla.
Böyle temiz ve naif duyguları sere serpe duymak ne güzel
sanki sinestezi hastası yapıyor insanı, çok severim ben duygularımı alt üst
eden sanatları.
Ayrıca hep derim eğer bir sanat icra edebilseydim farklı
olurdum, mesela sesim olsa birçok farklı müzik kültüründen kişiyle düet yapar,
farklı sanatsal klipler çekerdim… Ne bileyim piyasa sanatçısı olmazdım. Mabel
Matiz'de bunu görüyorum, farklılık aşikar endemik, özel bir sanatçı.
9 Temmuz 2015 Perşembe
Ve Ben Batarken Derinlere
Sayıklıyoruz hiç yaşamamışçasına.
Kaç ömür geri saymalıyız mutluluk icin.
İnatlarımız ve güzel çocukluğumuz.
Vakitler darken tam ne mutlu içimiz.
Sen ve geriye kalan teferruat.
Kaç gece eskitmeliyiz daha.
Sabırsa seninle güzel.
Oysa sığmıyo icime gökler.
Yadırgadığım uzaklıklarımız var.
Yakın edemesemde güzel gecelerimiz.
Kaç ömür geri saymalıyız mutluluk icin.
İnatlarımız ve güzel çocukluğumuz.
Vakitler darken tam ne mutlu içimiz.
Sen ve geriye kalan teferruat.
Kaç gece eskitmeliyiz daha.
Sabırsa seninle güzel.
Oysa sığmıyo icime gökler.
Yadırgadığım uzaklıklarımız var.
Yakın edemesemde güzel gecelerimiz.
30 Haziran 2015 Salı
Beklentilere Gebe Gerçeklikler
Kaybedecek çok şeyin var be dostum
Kalmamış sanırken ardında
Daha neler göreceksin, yanacak canın!
Kaçmayı yeğlemek en kolayı
Var mısın benimle koca bir savaşa?
Hadi tut ellerimi, niye uzak ki yakınlarımız?
Mesut günlere özlemin benden daha mı az?
Elbet bu gün bizde sabredenlerdeniz.
Ya nereye kadar?
Niçin sevdiğimiz şehirlere kaçmıyoruz?
Heyecanımız vardı. Bir zaman ki nefesimiz kesilirdi.
Uyumazdık da heveslerimiz bağlardı bizi
Şimdi arkada beklentiler ve koca bir gelecek kaldı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)