17 Temmuz 2025 Perşembe

Yandım

Sen benim kızıl elmamdın, ben ise yandım.

Tutamadım ve bilemedim nasıl gelindi bu tahayyüle

Oysa seninle karanlıkta da kaldım.

Zamanın birinde hangi ihtimaldeydi o mesut gelecek

Tutabilmek adına ucundan, tutamadım uçurtmamı saldım.

Elbet sözlerim de benliğim de vardı benim çokça ama hiç yutkunamadım.

Susmak ve yaralanmak dilinden, hiç vazgeçmemişken birde

Bir gece uyandım ve ölüyorum sandım.

14 Ocak 2019 Pazartesi

Sefer


Ey gönlümün en derini
Sevketmedin beni, kaç oldu yıl
Ömrümün en deli çağları
Geçerki, gözlerim açıldıkça açılır
Yolun damı ölsemdi
Yoksa yanınamı göçsem
Seni tanımak bana, pahası ağır gelirken hem
Şimdi umduğum zamanlar yokken
Vede tam ortasındayken beni hayalimde cezbeden günlerin
Bazı bazı içindeyim.

14 Haziran 2016 Salı

Sabra Selam

Sabra selam olsun ki
En çok ben çektim elinden
O kadar da kızdım kendime
Geçirtemediğim vakitleri arayacağım belki uzakta bir zamandan
Fakat yaşarken içinde, bunları düşünmek beyhude
Bak bir oruca daha yattık, ne de hızlı geçerken zaman

15 Eylül 2015 Salı

Geceden Sabaha Emanet Yolculuklar

Bazı şarkılar ve bazen ruh halim beni hep akşamdan çıkılan bir yolculuğun sabah saatlerine götürür. Kavuşmanın yaklaştığına dalalet iç kabarması, azalır aramızdaki mesafeler ve zaman evet. Bu yakınsama duygusu açarken ruhumdaki düğümleri mutluluğum görülmeye değer. Evet, bu yüzden severim geceden sabaha emanet yolculukları. 

Öğütsüzlüğüm, Kendime Yetecek Cevaplarımın Olmayışından

Gelişi güzeldi bazı
Düşüncesizce alelade
Ha bide senin gelişlerinde güzel olur
Gece saate bakmadan girince aklıma
Sabahı etmelik sebepler bol
Kavuşmalar yakın olsa da
Koca koca yıllar birikirken arkada
Seçemezken birde sonları
Yaşamanın güçlüğü, öğlenin sıcağında terletir belki
Ben düz konuşamam ki
Onca kez içinde yaşarken hayatı
Düz olabilmek takdire şayan
Öğütsüzlüğüm, kendime yetecek cevaplarımın olmayışından
Hadi bak yazda biterken, son kez tutalım nefesimizi
Bazen bizi bekleyenlerin umutlarını kırmaktan korkanken tam

6 Ağustos 2015 Perşembe

Günah Keçisi

Şimdi bana sorsalar
Duymak istemezler ki bilirim adım gibi
Bilmek için değil sormak için
Ne çetrefilli yollarımız var Allah’ım
Şimdilerde ben bolca bilinçaltına atıyorum boku
Nede güzel oysa kendimize günah keçileri bulmak

Ahmetler veya Mehmetler ne fark eder

3 Ağustos 2015 Pazartesi

Zaman Mefhumu

Fikirlerimizde olmasa ne kadar çıplağız ya da tutkularımız olmadan ne kadar yalnız. Hayata bağlandığımız ana fikir akımlarımız köreldiğinde ne kadar da çaresiz. Kaçmanın vakti gelmişken durmanın anlamı yok.

Saatleri ve zamanı anlamlandırmaya çalışırken beyhude uğraş içindeyiz. Zaman biz sonlu varlıkların hayatı kolay yaşama ölçütü. Sahi ya insan kaç yaşında çocuk, kaç yaşında yetişkin ya da kaç yaşında yaşlı olur. Yani bu keskin çizgileri bir gün mü belirler, bir saat mi yoksa bir yıl mı? Yaşasak ya tutkularımızı zamanı kendimize uydurup, geçmez ki biz istemezsek en güzel zamanlar. Barışmaya ne denli uzağız ki içimiz başka der dilimiz başka. Hadi tut elimden fikirler benden olsun uğraşlar senden.


Söz bak daha çok muhabbet edeceğiz, hem de büyük demlikli bir çayla. Kendimizi dinlemeye fırsat bulamıyoruz ki çevremizden, tıkayıversek ya kulaklarımızı etraftaki beklentilere. Biz istedik diye kurulsa sofralar ve çoğalsa dostlar. En çok istediğin çiçekleri ekebilirsin mesela. Romanları ilk ben bitirsem de bilmenin verdiği gururla içim kabarsa da anlatamasam sana, oku desem çok seversin sen. Ya da yine ben dinlesem en güzel şarkıları ilk, öğütlerime uymaz mısın? Geceler hayali zaruri kılar bilirsin, uzun gecelerimiz olur bizim bol bolda doldurur boşluğu karanlık. Hadi ama daha kaç vakti beklentili geçireceğiz ki?

2 Ağustos 2015 Pazar

Ütopyam

Aydın ovasına bakan son yamacın ve yolun sağ tarafına. Süryanilerin taş evlerine benzeyecek, kendi bölge kültürüme devrim yapmanın ötesinde güzele olan tutkum bu ütopya. Bol misafirli güzel bir ev evet hayalim bu 10-15 senelik hayalimi buna göre şekillendireceğim. Kendi kültürümü ve doğduğum bölgeyi seven biri olarak yemyeşil bir bahçe içinde sonsuzluğun simgesi sağa sola serpiştirilmiş dekoratif zeytin ağaçları. Evimin ikinci katında aydın ovasına selam veren genişçe bir balkon balkonun üstünü unutur muyum hiç balkonumun üstünü yoğun şekilde saran asma ağacım. Detaylarını ayrıntılı şekilde ne kadar beynime işlemeye devam etsem de her düşüncemi kolayca kelimelere dökemiyorum. Ey blog sakinlerim inşallah bir gün sizleri de bekleyeceğim.

Son dönemde şehir hayatından kaçan onca insanın belgeselini izledim. Köy hayatını tatmış biri olarak mantıklı buluyorum. İçinde bulunduğumuz düzende hayatımızdan çok büyük bir parçayı, emeğimizi, zamanımızı, sağlığımızı ve daha neler neleri sırf hayatımızı daha güzel yaşamak, daha çok biriktirebilmek, daha çok şey satın alabilmek adına devlete veya özel sektöre kiralıyoruz.  En özel anlarda özel bulduğumuz kişilerin yanında olamıyoruz. Her işin zorluğu ve tatmini kişiye göre değişir ki zaten insanoğlu olarak elimizde olmayana duyduğumuz yakıcı özlemi ve elde etmenin verdiği tatminin ardından marjinal faydasını giderek yitiren heveslerimiz. Bunlarda var evet belki hayalimi gerçekleştirsem bende kazanmanın verdiği buhrana mağlup olacağım. Fakat tutkuları olan tutkularını daha hayal aşamasında yakıcı bir özlemle hayal edebilen biriyim.


Farklı yaşamak lazım azizim, çok dost bulup bol yaşamak gerek. Bir şeyler öğrenip bir şeyler öğretmek gerek en başta. Şehirlerde küçük evlerde özgürlüğü tadamıyorum ben ama özgür olmam gerek yoksa anlamı yok. 

Siyaseten

Beceremeyenlerin bu kadar çok olduğu bir coğrafya da
Kaç kutuplu bilemediğim siyasetleriniz
Susmayacaksınız bilirim, anlamak adına gönlünüzü koyabilseniz
Hızlıca tükettiğiniz gerçekliğiniz
Bize uzak olduğunuzu en iyi siz bilirsiniz
Hadi artık uzak olun bizden diyebilenlerimiz
Ve ellerinizin arasında rahatça oynatabildikleriniz
Tahammüle uzak gerçekliklerinizi alın da bizden uzaklara gidiniz.

23 Temmuz 2015 Perşembe

Firar

Şimdi gelme vakti, kaçırmazdık ki hiç
Böyle böyle büyüdük biz, İçimiz hep çocuk orası ayrı
Bize yakışır şimdi sevmeler
Ağustosun sıcağı da geri dönüşlere gebeyken
Sizler uzak köşelerinizden izleye durun
Sahneler feveranlara gebe
Umurumda sanın siz, ardıma bakmam
Şimdi düğün mevsimi, yazları severim zati
Hadi kalkın ege sizi bekler  

Mabel Matiz - Sarışın

Bir yaz yolculuğu edası uyandırıp insanın yüzüne rüzgarını bile çarptırmış sadece benim değil bir çok kişiyle paydaş bir duygu yorumlardan okuduğum kadarıyla.

Böyle temiz ve naif duyguları sere serpe duymak ne güzel sanki sinestezi hastası yapıyor insanı, çok severim ben duygularımı alt üst eden sanatları.


Ayrıca hep derim eğer bir sanat icra edebilseydim farklı olurdum, mesela sesim olsa birçok farklı müzik kültüründen kişiyle düet yapar, farklı sanatsal klipler çekerdim… Ne bileyim piyasa sanatçısı olmazdım. Mabel Matiz'de bunu görüyorum, farklılık aşikar endemik, özel bir sanatçı. 

9 Temmuz 2015 Perşembe

Ve Ben Batarken Derinlere

Sayıklıyoruz hiç yaşamamışçasına.
Kaç ömür geri saymalıyız mutluluk icin.
İnatlarımız ve güzel çocukluğumuz.
Vakitler darken tam ne mutlu içimiz.

Sen ve geriye kalan teferruat.
Kaç gece eskitmeliyiz daha.
Sabırsa seninle güzel.
Oysa sığmıyo icime gökler.
Yadırgadığım uzaklıklarımız var.
Yakın edemesemde güzel gecelerimiz.

30 Haziran 2015 Salı

Beklentilere Gebe Gerçeklikler

Kaybedecek çok şeyin var be dostum
Kalmamış sanırken ardında
Daha neler göreceksin, yanacak canın!
Kaçmayı yeğlemek en kolayı
Var mısın benimle koca bir savaşa?

Hadi tut ellerimi, niye uzak ki yakınlarımız?
Mesut günlere özlemin benden daha mı az?
Elbet bu gün bizde sabredenlerdeniz.
Ya nereye kadar?

Niçin sevdiğimiz şehirlere kaçmıyoruz?
Heyecanımız vardı. Bir zaman ki nefesimiz kesilirdi.
Uyumazdık da heveslerimiz bağlardı bizi
Şimdi arkada beklentiler ve koca bir gelecek kaldı.  

Elden Gelenler

Şimdi ne sen suçlusun nede ben
Bırakmak istemezdim bu şekilde susarken
Baskılara, aileye, kültüre karşı koyarken
Güçsüz kalmanı anlayabiliyorum

Savaşmadın demeyeceğim herkesin savaşı kendine büyük
Yoruldun biliyorum, tutamadım ellerinden
Oysaki bilsen içimde dolup taşan ne büyük bir özlem 

25 Haziran 2015 Perşembe

Mazoşist İlişkiler

Hayatı yaşamak herkese nasip olmuyor. Yaşamlar arasında öylesine derin çizgiler var ki umutlar, hayaller, beklentilerin niteliği v.s. v.s. çok farklıyız birbirlerimizden. Bir benzerimiz daha yok şu koca mahlukatın içinde.

 Gel gelelim asıl mevzuya bu kadar farklı kişilere sahip bizlerin ilişkilerinin normal olmasını beklemekte doğal olmasa gerek. Analiz edebildiğim ilişkilerin arasında mazoşizm çizgisi en tehlikelilerinden. Çiftlerin karşılıklı bağımlılık boyutuna ulaşan birlikte olma, merak etme dürtüsü. Karşılıklı mazoşizm’i körüklediğini düşünüyorum. Çevresel etkenler sebebiyle birlikte olamayacağı inancını kendi içlerinde körükleyen aynı zamanda bağımlı olmuş ilişkiler bu işi mazoşizme dönüştürüyor. Sonunun genelde evlilikle bittiğini gördüğüm bu çeşit ilişkiler, evlilik öncesi süreçleri kendilerine haz sağlayan fakat hayatı dar eden bir çıkmaza sokmaktadırlar.


Düz insanlar olmak bu kadar mı zor, olamıyoruz işte. Gerek bilinçaltı geçmişimiz gerek çevresel etkenler ve olmak istediğimiz kişiliğimiz bizi devamlı olduğumuzdan farklı kişiliklere taşıyor. Keşke önce kendimizce mutlu olabilsek, çevremize, ilişkilerimize ışık olabilsek keşke!

21 Haziran 2015 Pazar

Yakın

Kesif bir unutkanlık bendeki
Önüne geçilmez, ardından bakıyoruz işte
Yazlar ve kışlar birbiri ardına tekerrürdeler
Kendimize gelemedik bir türlü
Uyanmak gerekli der dururum
Nerden başlanır ki bu ödeve
Bilemedim şeklini şemalini
Sizlerin ne güzel hayalleri var öyle
İçini ısıtır dinleyenin
Bizler ise kendi hapsimizde
Uykularımız bile yarım
Bahse varım devrimler yakın 

Ramazan Yılın En Büyük Devrimidir

Monotonlaşmaya yönelik pek çok önlem alırım hayatta, çoğu işe yaramaz. Belli bir süre içerisinde aynileşmez mi serüvenlerimiz? Düzene girdiğimizi sanırken parça parça sıkılmaz mıyız? Ben hep korkarım monoton bir ömürden

Oysa Ramazan koca monoton bir yılı alır, ters düz eder alışkanlıklarımızın tümünü. Uyuma, yeme içme ve dahası değişiriz işte ayak uydururuz isteyerek ve bilerek. Bence Ramazan bu ülkede gerçekleşen en geniş tabanlı devrimdir.   


Sonu bayramdır, kavuşmadır. Kendisi başlı başına bir mücadeledir, kolay değildir. Amacım, din adamlarının anlattıklarını tekrarlamak bu felsefenin çok derinine inmek değil, yüzeysel olsa bile bu devrimin farkına vardırtabilmek.  

17 Haziran 2015 Çarşamba

Ters Yüz

Meydan ve mahal vermezdin
Bizatihi kaçışların bana olurdu
Kimseleri varis bırakmadan nereye?
Feragat etmelerin elinden gelirde
Yakarışlara mı yenilişlerin?
Azami yaşardık biz, hızlıca tükettiğimizden değil mi belli? 
Şiir, müzik, kitap sevmezmiş. Ulan sanırsın Maslow piramidinin dibinde yaşıyor. Ruhun ne yer ne içer sordun mu bi? 

16 Haziran 2015 Salı

Yerlerimizi Alıyorlar

Yeni gelenler her zaman değerlidir. Eskileri tüketmişizdir bittabi. Madde ve duygulardan münezzehtir bu durum, bireysel ihtiyaçlarımız gereği tüketmeye mahkumuz

Niye üretmeden tüketiyoruz ki habire, oysa yoruluyoruz da. Duygusuzlaşıyoruz, hayvanlaşıyoruz, kabaran köle iştahımız tüketmeye meyilli, üretmek emek ister çünkü. Feda etmeye yanaşmıyoruz.

Hayatta devamlı suretle anlatacak tek kelimemin kalmamasına, eski kalmaya, unutulmaya sadistçe bir istekle özen gösteriyorum. Ben tüketiliyorum çünkü hayat doğal seleksiyonunu dişlerini geçirircesine hissettiriyor. Bağlanacağım amaçlar değersizleşince gözlerimin önünde, tükenmek elbet elzem oluyor.

Yeni gelenler bizlerin yerlerini doldurmaya çalıyor, aynı heyecan var gözlerinde, sıkılmamışlık, iştahlı bir nefis. Ne hoş bir tebessüm yüzlerinde.