25 Mayıs 2015 Pazartesi

İki Güzel Göz

Bu gün farkındalık günüm sanırım, eskilerdeyim dönemiyorum. Fark ettiğim acı bir gerçek, dilim damağım kuru, öyle güzel gülen bir yüzü ve iki güzel gözü ne kadar bedbaht ettiğimi anladım. Eminim o kadar güzel gülemiyorsun artık ne büyük acı Ya Rab! İki mutlu olması gereken göz, en çok
hak eder oysa. Sorsan çokta tamahkar en büyük sınavı ben, en çok kıyamayan yine ben. 

İki Masum Yürek

İncir kadar küçük bir kalpte geçti bu hikâye
Oysa kızdım da ben, nasıl kıydım da taş kesilmedim
Bütün yaşadıklarımızı temize geçtim bu gün
Öyle özlemler, öyle anılar var ki içinde
Unutmuşum bazılarını yüzüm kızarıyor bak
Ne güzel anılarmış onlar, en güzel zamanlarımızmış
Geri gelmez biliriz, onca kötü düşleri niye son zamanlara sıkıştırmışız
İçim ısındı eski bizi görünce
Ne masumuz, görsen seninde için ısınır eminim
Sanki bütün sevgilerimizi gömmüşüz o günlere
Bütün geleceğim bir fedaya tâbi olsa da
Çok zor şu günlerimiz
Planlarımızın üstünde ailelerimiz
Düşlerimizin önünde korkularımız
Ya haklarımızı helal edişlerimiz
İki masum koca insanız artık
Ayrılıklarda aşka tabi, özlemlerde
Ben seni bu gün çok özledim

24 Mayıs 2015 Pazar

Uğurlar Olsun

Kaybetmeyi kabullenmek ne zor
Büyük savaşlarım oldu yaşım itibariyle bir hayli erken
Kaybetmeyi artık özümseyebiliyorsam
Suçlamadığım içindir kimseyi
Kendi savaşım bildiğim için benimle ilgili olan her şeyi
Ailemi, sevdiğimi ve daha bilumum kişiyi
Hiç suçlamadan önüne atıyorum işte kendimi
Alın beni, inancım kalmadı artık
Evet, evet siz haklısınız
Yanlışlar ve eksikler benim, bizzat bana ait
Dedim ya artık rahatça ifade verebilecek durumdayım
Yıkılabilir tüm gerçekler üstüme, sabahı da beklemeyebilir
İnançlarım ve beni ayakta tutabilecek yargılarım yerle yeksan
Herkes kendi hayatından mutluluğundan sorumluyken benim ne ağır bir yüküm var
Veremedim ama inanın çok istedim
Son evresinde ömrümün çok şey olsun istedim ama var edemedim
Hiç ummadığım hayatlara yaklaşıyorum
İdeallerim bir kenara, ben sizler gibi değilim
Uğurlar olsun sizlere 

20 Mayıs 2015 Çarşamba

Uyanmalı

Ömürler ister bazen hayat
Vakfedebilmelisin ki genişleyebilesin
Kendine tıkandıkça sıkışmışlığa olacak şikâyetin
Üzerinde durmayabilmelisin
Gecenin bir yarısında çıkabilmelisin
Uyanıklığa olan isyanını yenebilmelisin
Coşkunun peşinde yalnız kalabilmelisin
Başarıyı en tepesine koyduğun hayatı
En güzel sen yaşabilmelisin
Bırak aksın endişelerin
Sevdiklerine en yakın hep olabilesin

19 Mayıs 2015 Salı

Değişmeyebilmek Adına

İki omzumun arasında yönetemediğim bir iktidar
Ve inançsızlığıma tahammülüm azalıyor artık
Kendim gibi derdim eskiden oysa yozlaşıyorum artık
Birçok kişi ve kestikleri ahkâmlara tıkadım kulaklarımı
İstemediğim bir istikamete, mucizelere mecbur bırakmaya utanmıyorsunuz da hiç
Ne istiyorsunuz benden? Kirli bir hayat mı olsun meşgalem?
Oysa herkes kadar farklıydım o zamanlar
Ve günahlarım daha az
Şimdi geride egenin sıcak güneşinin yaktığı bir omuz
Hatıralar eski! içinde ne kadar aransan da biz yokuz

20 Nisan 2015 Pazartesi

Kuyucaklı

Şimdi ne sen suçlusun ne de ben
Günahını alır kızardım eskiden
Beklentin muntazam bir hayatken  
En doğrusuydu elini eteğini çekmen
Benim eğri büğrü yollarım
Senin cetvellerin var
Ortada buluşamadığımız çokça da yaşanmış lığımız
Senden sonra öyle şarkılarım ve kitaplarım var ki
Yalnız da değilim işte bildiğin gibi

Hegemonya'm

Güçlü görünmek ne zor Allah’ım
İnandırıvermek kendini bile
Saatlere bölmek günleri
Geçmeyecek acılar biriktirmek
Her şeye rağmen, canını yakamamak
Onca zaman geçti ki şimdi haklı buluyorum babamı
Büyüyor muyum neyim?  
Lüzumsuz geliyor artık önemsemek
Zor ve can yakıyor geleceği görememek
Siz sanıyorsunuz ki herbişey yolunda
Ben yolumda, o bile kendi yolunda
Herkes giderken senin yanında
Arkaya kalıp beklerim ben
Çoğu kişi düşmemi beklerken 

19 Nisan 2015 Pazar

Çalın Davulları

Artık bunaldıkça yürüyorum, dur duraksız
İnsanlardan kaçıp kendimi bulmak için
En çok ta senin için
Yüreğe, bedene, İstanbul’a ya da dünyaya
Sığamıyorum işte saatlerce kaldırımlarda sessiz sakin
Sana benzetiyorum birilerini
Ve o birilerinin sen olma ihtimali yok ki
Ne acı!
Artık olmadıkça sen ve kabardıkça içim
Bir güzel yürüyorum ki sorma
Olanlara ve durumuma öfkem gırla
Kendimle konuşmalarımda. Ki çokta kızarım kendime
Bir güzel de haklı çıkmaların yok mu içimde
Bende sevdadır başkalarını haklı bulma davası
Şimdi tövbeler edip çıkmamam gerekir yoluna
Oysa sen yamacımda, rüyamda en yakınımda
Gitmeye yakınsın biliyorum
Yoruluyorum, kızıyorum, kanıyorum
Ben oyuncaklarımı bile paylaşmazdım ki çocukken
Dayanılmaz bir hal aldı artık hayat
Bile bile aklım yerindeyken
Görmemem, bilmemem, duymamam gereken senler olacak
Aklımı yerinde tutmamda zor olacak
Ve artık buralarda kalmakta
En çokta sevdiklerimle konuşmak yoracak
Delilik yapmamak için ısırıcam elimi, sana bir zararım dokunmayacak
O gün gelirse eğer ölümüm elinden olacak 

16 Nisan 2015 Perşembe

Eylül

Yitiririm masumluğumu
En yakınlarıma değin küserek hayata
En yakınımın yaşadığı bedbaht hikaye gibi
Öyle de uzağım ki
Hayat değirmeni öğütürken öyle bayağıyım ki
Ne boş ve ne renksizim
Kaçmayı en uzağa, sanki tek çözüm gibi
Ve artık bilmek istemediğim gibi
Hülasa öyle çok seni istediğim gibi
Bildiğim ve artık gelemeyeceğim gibi
Bundan böyle kendi etrafımda döneceğim gibi
Aptal gibi
Ve hatta ve hatta bu yüzyıla ait olmadığım gibi
Ruhuna sahip olamadığım gibi
Şimdi fersah fersah uzağında olmamı istediğin gibi
O günler gibiyim artık
Olabildiğine geniş zamanlar ve ben yine unuttum yaşarken içinde olmayı. 

10 Nisan 2015 Cuma

Bin Yıllık Yalnızlık

Ey benim güzel ömrüm bilemedin ben ne hiçim
Etrafsızım ki çok daralıyor göğsüm
Yetemedim evvel ve büyütemedim kendimi
Kan tutar oldum ve kin doluyum
Oysa öylesine mutluyum ki var sebep
Yılanlar yok etrafımda benden büyük  
Dilim şimdi kuru damağımda o tat
Şimdi ölümlerden ölüm beğenmek mevsimi
Vakitler ardına kadar açık
Benzediğim insanlar vardı ki çocukken hiç istemezdim
Söyle nem kaldı, hayatlar tekerrüre gebe